İnsan evriminin kayıp halkası bulundu

Bilim adamları, Almanya’nın Messel maden ocaklarında bulunan, 47 milyon yaşındaki bir madagaskar maymununa ait fosilleşmiş iskeletin, insan evriminin ’kayıp halkası’ olduğunu ve bu konuda devrim yaratacak kanıtlar sunacağını açıkladı.

Bilimadamları, ‘Ida’ adını verdikleri 3 ayak uzunluğundaki Madagaskar maymununa ait fosilleşmiş iskeletin, maymun ve insanın ortak atası olabileceğini ileri sürdü. 47 milyon yıl önce gölde ölen ‘maki’ türü yaratığın kalıntılarını muhteşem sunumla gözler önüne seren bilim adamları, kalıntıların insanoğlunun soy ağacı ve evriminin önemli ‘kayıp halkası’ olduğunu iddia etti.

Almanya’nın Frankfurt şehri yakınlarındaki Messel taş ocaklarında 1983 yılında keşfedilen Ida’yı bulan kolleksiyoncu, yıllarca duvarında asılı duran bu fosilin öneminden habersizdi. 2006 yılında tüccarın, Oslo Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi’nden Dr. Jorn Hurum’un dikkatine getirmesiyle önem kazandı. Dr. Hurum ve beraberindeki uluslararası ekip, araştırmalarını derinleştirerek Ida’nın insan evriminin ’kayıp halkası’ olduğu yönünde hem fikir olduklarını açıkladı.

‘DÜNYANIN 8’İNCİ HARİKASI’

Dr. Hurum, kızı ‘Ida’nın adını verdiği fosilleşmiş iskeletin, insanlara ilk bağlantı ve dünya mirası olduğunu söyledi. Bir başka bilimadamı Dr Jens Franzen ise, iskelet ‘olağanüstü bütünlüğü’nden dolayı ‘Dünyanın 8’inci harikası’ olarak nitelendirdi.

Dr Jens Franzen, “Ida, bir büyükanne gibi doğrudan ‘ata’ olmak yerine, daha çok bir ‘teyze’ konumunda. Yüksek primatlar ve insanın geliştiği fakat benim görüşüm, ’doğrudan olmayan’bir gruba dahil” dedi. 19 Mayıs’tan itibaren ’Natural History Museum’da (Doğa Tarihi Müzesi) sergilenmeye başlanan Ida’nın, insan evrimine ışık tutacak en çok bilinen fosilden 20 kez daha eski olduğu vurgulayan bilimadamları, fosillerin primat aile ağacının insanlar, maymunlar ve maki (madagaskar maymunu) ile galagolar olarak farklı iki gruba ayrılan insan dışında primatlardan geldiğini kaydetti.

Bilimadamları ayrıca, Ida’nın öne doğru çıkan gözleri ve başparmaklarının insanlarınkine benzediğini vurguladı.

Ida’nın fosili neden kayıp halka değil?

47 milyon yıllık fosil Ida’nın keşfiyle heyecanlanan bilim dünyası, fosilin aranan kayıp halka olamayacağı görüşünde.

19 Mayıs tarihinde New York Doğal Tarihi Müzesi’nde sergiye açılan, 47 milyon yıllık fosil “Ida”nın varlığı büyük bir yankı yarattı.

1983 yılında Almanya’nın Messel bölgesinde keşfedilen, özel bir koleksiyoncunun duvarında değeri bilinmeden yıllarca bekleyen ve bir fosil tacirinin 2006 yılında bir doğal tarih uzmanına 1 milyon dolarlık bir ücret karşılığı sattığı fosil, Google’ın ana sayfasında bulunan logosunu değiştirmesine neden oldu, hatta dünyanın sekizinci harikası olarak bile adlandırıldı.

İlk rüzgarın ardından, araştırmacılar fosilin ayrıntılarını açıklayan ilk yazıyı yayınladılar ve fosilin dev tanıtım kampanyasının ardında kalan gerçek öneminin irdelenme süreci başlamış oldu.

Ida olarak adlandırılan fosil, Darwinius massillae adı verilen yeni bir tür adapiform primatın ilk temsilcisi olarak nitelendiriliyor. Adapiler, günümüzün modern Lemurları ile ortak bir atadan geliyor.

Ida’nın iskelet kalıntıları neredeyse tam, bu durum onu şimdiye kadar bulunmuş oldukça az sayıda bulunan yüksek kaliteli fosiller arasına koyuyor. Bu fosiller arasında 55 ila 34 milyon yıllık olduğu tahmin edilen Eocene ve kuzey amerikalı kuzeni Notharctus bulunuyor.

İda'nın primatlaın soy ağacındaki yeri

Ida’nın midesinde bulunan kalıntılar, fosili kendi yaşıtları arasında oldukça özel bir yere koyuyor. Diğer adapiformların aksine Ida’nın da alt çenesinde taraklı dişleri bulunmuyor. Bu dişleri günümüzde yaşayan lemurlar kürklerini temizlemek için kullanıyorlar. Ida, ayrıca güncel lemurlarda bulunan “temizlik pençesi”nden de mahrum. Bunun dışında, Ida’nın diğer anatomik yapısı günümüzdeki lemurlara benzediği gibi, diğer adapiform primatlara da benziyor.

Ida’nın anatomisinde var olan primitif özellikler, genelde ilk dönem primatlarında bulunuyor. Keskin taraklı yapı yerine daha basit yapıdaki ön dişler, Ida’nın günümüzde yaşayan lemurlar yerine, daha ilkel basamaklarda yer aldığını gösteriyor.

Ancak bu durum, Ida’yı yapı olarak insana benzeyen kuyruksuz maymun ailesini ifade eden andropidlerle yakın akraba yapmak zorunda değil. Böylesi bir bağlantıyı kurabilmek için, Ida’nın lemur ve daha önceki erken primatlarla, andropoidlerin birbirinden ayrılmadan önce sahip olduğu andropoidimsi özelliklere sahip olması gerekiyor. Ancak Ida, burada başarısız kalıyor.

Bu yüzden, Ida’nın en azından andropoidler ve daha ilkel primatlar arasındaki “kayıp halka” olduğu düşüncesi bir yanılgıdan ibaret. Daha geniş araştırmalar belki Ida’nın Eocene türü diğer adapiformlar arasında bulunan başka bir kayıp halka oluduğunu gösterebilir ancak, bu onun “dünyanın sekizinci harikası” ünvanını kazanmasına olanak tanımıyor.

Kayıp halka olmak yerine, Ida’nın neredeyse tamamen korunmuş olan yapısı geçmişteki biyolojik değişimler ve diğer canlıların evrimsel sürecini açıklamak namına büyük bir önem arz ediyor. Kayıp halka olmasa da, Ida’nın keşfi bilim adına çok büyük bir gelişme.

Ntvmsbnc

Reklamlar