Evrimin günümüzde de devam ettiğine dair örnekler

Avustralya’daki Tavşanlar: Avustralya’nın yerlisi olan bir hayvan türü değildir. İlk olarak 12 adet tavşan (oryctolagus cuniculus cinsi) Avustralya’ya 1859 yılında Avrupa’dan göçmenler tarafından getirilmiştir. 1886 yılında, tavşanlar Avustralya’nin güneydoğu kıyılarına ulaşmıştı ve yılda 66 millik bir hızla yayılıyorlardı. 1907 yılında, tavşanlar Avustralya’nın hem doğu hem de batı sahillerine erişmisti ve hiçbirşey bu yayılmalarını önleyemeyecek gibi görünmekteydi. Bunun sebebi, getirildikleri ortamda nüfuslarını dengede tutan faktörlerin (yiyecek miktarı, rakipler ve kendilerini avlayan türler) Avustralya’da bulunmamasıydı. Tavşanlar, Avustralya’nın hayvancılık sektörünü destekleyen bitki örtüsünü yok ediyor ve hayvancılıktan geçinen kesimde büyük maddi zarara yol açıyorlardı. Avlamalar, tuzak kurmalar ve zehirlemeler bu yayılmayı önlemeye yetmiyordu.

Tek seçenek biyolojik kontroldü ve devletin biyologları uzun testlerden sonra, sivrisinekler yoluyla yayılan bir virus hastalığı (myxomatosis) geliştirdiler. Virüs, taşıyıcısı olan Amerikan tavşanında ölümcül olmayan bir hastalığa yol açıyor, fakat Avustralya’ya da yayılmış Avrupa tavsanında ölümcül oluyordu. İnsanlara ve Avustralya’da yaşayan diğer canlılara da bir zararı yoktu. Görünüşe göre, bir çözüm bulunmuştu.

Nitekim, hastalık 1950 yılında Avustralya tavşanları arasında yayılmaya başlamış ve cok kısa süre içinde tavşanların %99.9’unu öldürmüştü. Fakat herhangi bir evrimsel biyologun çok kolay tahmin edebileceği gibi, kendi türünün devamını sağlayamadan taşıyıcısını öldüren bir parazit, evrim süreci içinde “seçilim”e uğrayacaktı ve mutasyona ugrayan virüsün, ancak tavşanı öldürmeyen varyasyonları hayatta kalacaktı. (Diğerleri tavşanlarla birlikte öldüğü için). Bu arada, tavşanlar da mutasyona uğrayacak ve aralarında bu virüse daha dayanıklı olanlar hayatta kalma eğiliminde olacaktı. Böylece doğa, Darwin’in keşfettiği “doğal seçilim” ilkesi uyarınca virüsün daha az öldürücü genetik varyasyonlarını ve tavşanların da daha dayanıklı genetik varyasyonlarını seçecekti. Günümüzde, bu hastalık yüzünden tavşanlar arasındaki ölüm oranı %40 civarındadır ve bu yöntem artık tavşan nüfusunun kontrolü için etkin bir yöntem olmaktan çıkmıştır. Bu, evrimsel sürecin, insanların gözleyebileceği kadar kısa bir süre içinde (birkaç insan nesli) gerçekleşmiş, önceden tahmin edilebilmiş ve bu tahmine dayalı olarak aynen gözlenmiş bir sonucudur.

– Bakterilerin ilaca direnci: Doktorunuz size ilaç olarak 7 gün süreyle kullanacağınız bir antibiyotik verdiği zaman, ilacı bu 7 günün sonuna dek aksatmadan kullanmanızı ısrarla isteyecektir. Bu ısrarının altında geçerli ve doğru bir evrim biyolojisi bilgisi yatmaktadır. İlacı birkaç gün kullandığınızda, aslında vücudunuzdaki bakterilerin büyük çoğunluğu ölecektir. Fakat tamamı ölmeden ilacı keserseniz, bakterinin hayatta kalan kısmı çoğalacak ve bunlar bakterinin genetik olarak ilaca cok daha dayanıklı bir azınlığından türediği için, aynı ilaçla bu bakterileri kontrol etmek artık çok daha zor olacaktır. Eğer ilacı sizden istenen sürenin sonuna kadar kullanmazsanız, birkaç gün sonra, eskisinden çok daha hasta ve daha güçlü bir ilaca muhtaç durumda kalabilirsiniz.

– Endüstri kelebekleri: Evrimsel biyolojinin en ünlü örneklerinden biri biston betularia cinsi bir “güve”nin İngiltere’de bilim adamları tarafindan 140 yıldır gözlenen renk değişimidir. Bu canlının koyu ve açık renk olarak iki cinsi vardır ve koyu rengin genleri baskın karakterlidir. Ağaç gövdelerini örten bir tür mantar tabakasının üzerinde bulunurlar ve çevrede yaşayan kuşların temel besin kaynaklarındandırlar. 1848 yılındaki (endustri devriminden önce) müze kolleksiyonu kayıtlarında bu kelebeklerin siyah renli olanlarının toplum nüfusun sadece %1’ini teşkil ettiği gorulmektedir. (Manchester kentinde). Açık renkli bir yüzey üzerinde bulunduklarindan, koyu renkli kelebekler kuşlar tarafından çok daha kolay görülüp avlanabiliyordu. Aradaki farkın sebebi buydu. Fakat 50 yıl sonra, endüstri devriminin yol açtığı hava kirliliği ağaç yüzeyini örten mantar tabakasının rengini koyulaştırdığı ve aynı zamanda bu tabakayı öldürüp, koyu renkli ağaç yüzeyinin ortaya çıkmasını sağladığı için, bu kez kelebek türünün %95’i siyah renkli hale gelmişti. (Bu sefer beyaz renkli kelebekler kolay görülüp kuşlar tarafından avlanabiliyordu). Fakat 1950’lerden itibaren İngiltere’de hava kirliliğiyle ilgili yasalar yürürlüğe girdiğinden ve hava kirliliği önemli ölçüde önlendiğinden dolayı, evrim biyolojisi tarafindan tahmin edildiği gibi, bir kez daha açık renkli kelebeklerin sayısı artmaktadır. Türleşme meydana gelmemiştir, çünkü iki renk arasinda coğrafi izolasyon bulunmamaktadır.

– Sickle Cell Anemia ve Sıtma: “Sickle Cell Anemia” vücudun bozuk hemoglobin üretmesinden kaynaklanan kalıtsal bir hastalıktır. Bu hastalığa sebep olan gen batı ve orta Afrika’da yaşayan insanlar arasında çok yaygındır.  (%15-%20 oranında. Hatta bazı bölgelerde %30’a ulaşmaktadır). Normal olarak, böyle zararlı bir genin bu kadar yüksek bir oranda bulunmaması gerektiğinden (böyle bir gen doğal seçilim sürecinde seçilime uğrayıp ayıklanması gerektiğinden), biyologlar bunun sebebini araştırmışlar ve bu hastalığa sebep olan genin, başka bir hastalık olan sıtma karşısında vücuda direnç kazandırdığını tespit etmişlerdir. Böylece sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde bu gene neden bu kadar yüksek oranda rastlandığı açıklanmış oluyordu. Bu gözleme göre bir hipotez kuran bilim adamlari, bu bolgelerden Amerika kitasına getirilen eski kölelerin günümüzdeki torunlarında bu zararlı gen oranının azalması gerektiği sonucuna ulaştılar. (Bu genin varlığına sebep olan seçici etken olan “sıtma”nin Amerika’da o kadar büyük bir problem olmaması sebebiyle). Bu hipotezlerini test etmek icin Amerika’daki zenci nüfus içinde yaptıkları araştırmalar sonucu, tam tahmin ettikleri gibi doğal seçilim sürecinde bu genin Amerika’daki zenci nüfusu içinde azaldiğını (%8 oranına düştüğünü) tespit ettiler.

Görüldüğü gibi evrim biyolojisi hemen hemen her alanda açıklayıcılık ve test edilebilirlik özelliklerine sahiptir. Yaratılışçı iddiaların ise bırakın açıklayıcılığını veya test edilebilirliğini, bilimsel alanda evrim biyolojisiyle ciddi ciddi karşılaştırılabilecek bir yönü dahi yoktur.

Ateizm.org

Reklamlar