Taş devri insanının yaşam tarzına ayak uydurabilir miyiz?

page

Atalarımızın 10,000 yıl önceki beslenme, uyku, üreme, dinlenme, kısaca yaşam tarzına ilişkin alışkanlıklarını birebir günümüze uyarlamaya çalışan paleo akım taraftarları, sağlam bir beden ve ruh sağlığı için, tarım ortaya çıkmadan önce atalarımız nasıl yaşadıysa bizim de aynı şekilde yaşamamız gerektiğine inanıyor.

Taş devri insanının yaşam tarzı ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar:

• Yalnızca et yiyorlardı

• Av peşinde yalınayak koşuyorlardı

• Çokeşliydiler

• Anne ile çocuk arasında çok yakın bir temas vardı

• Kanser taş devrinde hemen hemen hiç görülmüyordu

Sağlıklı bir yaşam için yalnızca et yemek de yetmiyor; çıplak ayakla koşmak, arada sırada kan vermek de gerekli. Zira paleo modasını izleyenler, atalarımızın av peşinde koşarken arada sırada yaralandıklarından hareketle, kan kaybının –bir ölçüye kadar- sağlıklı kalmamıza yardımcı olacağına inanıyorlar.

Daha fazla egzersiz yaparak, daha az işlenmiş gıda yiyerek, çocuklarımızla daha yakın fiziksel temas kurarak, çokeşliliği uygulamaya sokarak (resmi olarak olmasa bile modern insan bunu çoktandır uyguluyor) daha sağlıklı bir yaşam sürdürebileceğimiz konusu bilimsel olarak henüz doğrulanmış değil. Taş devri insanı ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar şöyle:

TAŞ DEVRİ DİYETİ

PALEO YANILGI: Avcı-toplayıcı atalarımızın ana besin kaynağı etti.

DOĞRU: Gastroenterolog Walter Voegtlin, 1975 yılında yazdığı The Stone Age Diet isimli kitabı ile, modern insanın et ile beslenerek mağaralarda yaşayan atalarımızın izinden gitmesi gerektiğini söyleyen ilk bilim adamıydı. Bu akımın günümüzdeki temsilcilerinin yazdığı The Paleo Diet ve The Primal Diet ve The Paleo Solution: The Original Human Diet isimli kitaplar, ayrıntıda farklılıklar içeren ancak özü ete dayanan, karbonhidrat, tatlı ve işlenmiş gıdalardan olabildiğince uzak duran diyetler sunuyor. Bu akımı destekleyenler, insanın sindirim sisteminin son 10.000 yıl içinde tahıl tüketimine yeterince uyum sağlayamadığına inanıyor.

YANLIŞ: Atalarımızın çoğunlukla et yiyerek beslendiği iddiasının doğru olmadığı anlaşıldı. İnsansı fosillerin incelenmesi sonucu güçlü küçük azı dişlerinin, tohumları açmakta veya toprağın altında yetişen kök ve yumruları parçalamakta kullanıldığı olasılığı güç kazandı. 2010 yılının sonlarına doğru bilim insanları Çek Cumhuriyeti, Rusya ve İtalya’daki 30.000 yıllık arkeolojik kazılarda öğütme taşları arasında bitki ve kök artıkları buldu. Böylece atalarımızın bitkileri öğütüp su ile karıştırarak pide benzeri ekmekler yaptıkları ortaya çıktı.

Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden antropolog Katherina Milton, “Evrimin bir noktasında, insanın bedeni ve çevresi arasında tam bir eşgüdüm bulunduğu ve bu noktadan bir süre sonra –tarımın ortaya çıkmasına, ok ve yayın icadına veya hamburgerin en yakın büfede satılıyor olmasına bağlı olarak- beden-çevre uyumunun bozulduğu iddiası evrimin doğru anlaşılmadığını gösterir. Bugün karnımızı hangi yiyeceklerle doyurduğumuz primatlar olarak 30 milyon yıllık tarihimize bağlıdır, daha yakın bir tarihteki keyfi bir zaman dilimine değil.”

AV PEŞİNDE KOŞMAK

PALEO YANILGI: Atalarımızın yaşamı yalınayak av peşinde koşarken şekillendi.

DOĞRU: Paleo yaşam tarzına öykünen antrenör Arthur De Vany, insan türünün evriminde kritik bir rol oynayan egzersizlere öncelik tanıyor. De Vany bu egzersizleri şöyle tanımlıyor: “Hızlı yürüme ile karışık, yüksek yoğunluklu, aralıklı ve kısa süreli egzersizler, atalarımızın yaşam tarzına aerobik egzersizlerden daha yakındır.”

YANLIŞ: Uzun mesafe koşuları insanlar için daha sağlıklı. Şaşırtıcı bir şekilde insanlar uzun mesafeleri çok rahat koşarlar. İnsanların iskelet yapıları da maraton benzeri koşulara uygundur. Bazı bilim insanları insanlarda bu yeteneğin gelişmesinde av peşine düşen insanın, hayvanı yorgunluktan bitap düşünceye kadar kovalamasının etkili olduğuna inanıyor. Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nden antropolog Greg Downey, “Taş devrinde uzun mesafe mukavemet koşuları yalnızca avlanmak amacıyla yapılmıyordu. İnsanlar yiyecek aramak ve yağmacılık amacıyla da çok uzun mesafeler kat ediyorlardı” diyor. Uzun mesafe koşularında mı yoksa kısa mesafe koşularında mı evrildiğimiz sorusundan bağımsız olarak, kesin olan tek şey ayakkabı ile koşmak veya yürümek için evrilmemiş olduğumuz. Bu konuda alınacak en önemli ders, geliştirdiğimiz bütün özelliklerimizin -genlerimizin etkisinde olsa dahi-, çevremiz tarafından etkilenmiş olmasıdır. Sürekli olarak yalınayak dolaşan bir çocuğun ayağı, minik sevimli spor ayakkabılarla dolaşan çocuğa göre daha farklı gelişir.

GÖNÜL İŞLERİ

PALEO YANILGI: Monogami devri bitti; yaşasın poligami!

DOĞRU: Bazı paleo akımı taraftarları tekeşlilik konusunda kuşkulu. Bu görüştekiler atalarımızın cinselliği çok daha eşitlikçi bir ortamda yaşadıklarını, birden fazla eşli bir yaşam sürdürdüklerini ileri sürüyor.

YANLIŞ: Memelilerde nadiren görülse de tekeşlilik vardır. Yaşamlarını tek eşle geçiren türlerde yavru genellikle çok uzun ve yoğun bakım gerektirir. Davranışlar fosilleşmese bile, bedenlerimiz fosilleşir ve bu fosillerden insan davranışlarına ilişkin tahminlerin üzerinde bilgi edinmek olasıdır. Çokeşliliği tercih eden türlerde –erkekler belirli bir zaman diliminde birden fazla dişi ile birlikte olurlar- erkek ve kadın vücutlarının boyutları birbirinden çok farklıdır. İnsanlarda kadın erkek farkı, şempanze ve bonobolar gibi- çok fazla değildir. Bu da atalarımızın çokeşliliği fazla tercih etmediğini gösteriyor. Uzmanlara göre bugün bildiğimiz şekildeki tekeşli evlilikler tarım toplumuna geçtikçe yaygınlık kazandı.

ÇOCUK BAKIMI

PALEO YANILGI: Çocuklar hiçbir zaman annelerinden kopmazlar.

DOĞRU: Günümüzün paleo anneleri ten temasına, birlikte uyumaya ve sürekli birlikte olmaya özen gösteriyor. Böylece çocukları ile aralarında daha doğal bir bağ oluşacağını umuyorlar. Bu görüşü savunanlar hastanede gerçekleşen doğumların, bebek mamalarının, bebek arabalarının geçen yüzyılın başından bu yana devreye girdiğini, oysa bundan önceki binlerce yıl boyunca annelerin bunlar olmadan da çocuklarını sağlıklı bir şekilde büyüttüğünü ileri sürüyor.

YANLIŞ: Anne ve çocuk arasında tartışmasız çok yakın bir bağ bulunur. Ancak bilim insanları bu bağın çocuğun ihtiyaçlarını karşılayan tek bağ olmadığını ve olmaması gerektiğini de söylüyorlar. Başka bir deyişle çocuk bakımı konusunda yardım isteyen bir anne çevresinden destek görebiliyor. Bu yardımcı baba olabiliyor. Ancak babalar, bugün de olduğu gibi her zaman el altında olmayabiliyor. Birden fazla kişi tarafından bakılan çocuklar üzerinde yapılan çalışmalar bu fikri destekliyor. Hrdy bu konuda şöyle konuşuyor: “Çocukların kendilerini en güvende hissettikleri durum, üç kişi tarafından bakılmalarıdır. Bu üç ilişki, çocuğa şu mesajı net bir şekilde verir: ‘Her koşulda biz seni yalnız bırakmayacağız. Her zaman yanında biri olacak’.”

KANSERE YAKALANMA

PALEO YANILGI: Kanser modern çağın hastalığıdır.

DOĞRU: Paleo modasını izleyenler bol miktarda hayvani yağ, et, taze sebze/meyve ve düşük karbonhidrat ile beslenmenin insanları tüm kanser türlerinden koruyacağına inanıyor. Çünkü bu beslenme bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücuda gerekli enerjiyi sağlar. Paleo taraftarları, tahıl ve diğer işlenmiş gıdaların tüketimini arttırdığı için tarımın hastalıklara davetiye çıkarttığına inanıyor. Dolayısıyla kanser modern zamanların hastalığı olarak değerlendiriliyor.

YANLIŞ: Tarımdan sonraki 10.000 yıl içinde yalnızca yaşantımız değil, aynı zamanda genlerimiz de değişti. Bu da bizleri pek çok açıdan paleolitik atalarımızdan farklı hale getirdi. Aslında hastalıklar her zaman bizimleydi. Ve bazı hastalıklar da insan evrimi ile birlikte evrim geçirdi.

İnsan fosillerinde kanserin izini sürenler örnekleme hatalarına bağlı olarak aradıklarını bulmakta zorlanırlar. Kanserin imzası kemiklerde tespit edilebilir, fakat iskeletlerin pek çok parçasının eksik olması ve her kanser cinsinin kemiklere sıçramıyor olması da bunda etkendir. Ayrıca kanserli hasta metastaz oluşmadan önce de yaşamını yitirmiş olabilir. Dahası kanserlerin pek çoğunun ileri yaşlarda ortaya çıkması ve atalarımızın kansere yakalanacak kadar uzun yaşamamış olması da kanserin izini sürmeyi zorlaştırıyor.

Fosil kayıtlarındaki bu sorunlara karşın, nadiren de olsa kanserli fosiller bulunuyor. Tütüne bağlı akciğer kanserleri dışında atalarımızda da kanser görülme sıklığının bugünkünden çok da farklı olmadığı belirtiliyor.

New Scientist’ten Andy Coghlan’ın belirttiği gibi modern yaşamın yarattığı koşullar kanser vakalarını arttırmış olabilir. Kuşkusuz sigara bunların başında geliyor. Kaldı ki dünyadaki kanser vakalarının dörtte birinin nedeni sigara.

Reyhan Oksay

Kaynak: Discover, Nisan 2013

http://www.chicagotribune.com/health/sc-health-0420-palos-diet-20110420,0,7758445.story

http://www.paleoplan.com/caveman-diet-plan-the-myth-behind-the-paleo-diets-caveman-connection/

Cumhuriyet Bilim

Reklamlar