Evrim teleskobu

 

fft64_mf1337503

Evrim teorisi sayesinde geliştirilmiş bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmak gibi, bilim ve teknolojinin getirdiği olanaklardan faydalananlar, iş evrim teorisine geldiğinde yan çiziyor.

Tüm dünyada insanlığı ve bilimi en çok etkileyen bilim insanlarının listelenmesini amaçlayan anketlerin hepsinde iki büyük bilim insanı, mutlaka ilk sıralarda yer alır: Isaac Newton ve Charles Darwin. Newton’un 1687’de yayınlanan kitabı ‘Principia Mathematica’da ortaya koyduğu evrensel kütle çekimi ve hareketin üç kanununun evrensel geçerliliği Einstein tarafından çürütülmüş de olsa, 2005’te British Royal Society tarafından, araştırmacılar arasında yapılan bir ankette, Newton, Einstein’den daha etkili bir bilim insanı olarak nitelendiriliyor. Newton’un halen gelmiş geçmiş en önemli bilim insanlarından biri olarak kabul görmesinin sebebi, ortaya koymuş olduğu bilimsel yöntemdir. Bilimsel yöntem tanımına göre, sadece olguların gözlemlenmesi ve deneyler sonucunda oluşturulan önermeler, çelişen başka olgular gözlemlenmediği sürece doğru kabul edilir. Einstein’in Newton’un yasalarını düzeltmesi, bilimsel yöntem için mükemmel bir örnektir.

Metafiziğe başvurmadan 
Darwin’in evrim teorisi, bilimsel düşünceye tam uygunluk gösterir; bilimsel kanıtlardan, deneylerden ve araştırmalardan türetilmiş olup, bilimsel sürece uygun hareket eden herkes tarafından bulgulanabilip doğrulanabilecek kanıtlara işaret eder. Evrim teorisi, dünyada yaşamın doğuşuna ve gelişmesine metafizik güçlerin yardımına başvurmadan, tutarlı açıklamalar getiren tek teoridir. Teorinin, içerdiği hararetle savunulan eksik halkaları, yeryüzünün dört bir yanında sürekli ortaya çıkan yeni fosiller ve kanıtlarla teker teker tamamlanıyor. Üstelik Darwin’in, ‘Türlerin Kökeni’ eserindeki açıklamasına tezat oluşturabilecek herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Darwin’in gelmiş geçmiş en etkili bilim insanlarından biri olmasının sebebi, elbette ortaya koyduğu evrim teorisinin felsefi etkileri yanı sıra oluşturduğu bilimsel temeldir. “Biyoloji bilimi içindeki hiçbir şey evrim ışığı olmadan bir şey ifade etmez.” İlaç teknolojilerinden tarım verimliğini geliştirme sistemlerine, obezite ile tedaviden sosyal yapılanma teorilerine kadar, bilim ve teknoloji alanında pek çok gelişme evrim teorisi ile şekillendiriliyor.

Bütün bunlara rağmen, evrim teorisi, zamanında Galileo’nin teleskobundan bakmayı reddedenlere benzer bir kesim tarafından sistemli bir şekilde reddediliyor ve ümitsizce yok sayılmaya çalışılıyor. Son teknoloji örneği uçaklarla kıtalar arası seyahat etmek, lazer ile organ nakli ameliyatı olmak, evrim teorisi sayesinde geliştirilmiş bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmak gibi, bilim ve teknolojinin getirdiği olanaklardan faydalanmakta hiçbir beis görmeyenler, iş evrim teorisine geldiğinde gülünç bir şekilde yan çizmeye başlıyor. Bilimin hoşa giden, işe gelen tarafları alınıp inançlar ile ters düşen bir gerçekle karşılaşıldığında hiç çekinmeden gizleme, karalama, saklama, görmezden gelme ve hatta çarpıtma yoluna başvuruluyor. Evrim teorisi, din ve akıllı tasarım gerçekleri ile uyum sağlayacak şekilde yumuşatılarak temellerinin hunharca içi boşaltılıyor ve bilimsellikten uzaklaştırılıyor. Uzmanlık alanı tıp, biyoloji, genetik ve benzeri bilimlerle değil, para yönetimi ile ilişkili olan bir bakanımız, evrimin olmadığına dair demeç vermekten hiç çekinmiyor ve hatta Başbakanımızı evrim teorisi tartışmalarını sonlandıracak bir açıklama yapmaya davet ediyor (Milliyet, 25 Kasım 2012).

Ne yazık ki mesele bu gülünçlüklere gülüp geçilemeyecek kadar derin… Bilimin de, medya ve sanayi gibi siyasetin arkasında olması isteniyor. Bir sanayi bölgesindeki kirlilik sonucu kanserden ölümlerin diğer kentlerden daha yoğun olduğunu gösteren araştırma sonucunda, araştırmayı yapan profesör, alınabilinecek önlemlerin ve geliştirilmesi gereken politikaların belirleneceği bir politika araştırma grubuna değil, hakkında açılan soruşturma sebebiyle savcılığa davet ediliyor (Sol, 29.09.2011). Kontrolsüzce yapımı sürdürülen hidroelektrik santrallerin çevreye ve insan doğasına karşı oluşturduğu riskleri ortaya koyan bir başka hedef profesör için “Allah’tan akıl fikir” dileniyor (Birgün, 07.04.2012). Protesto sırasında orantısız güç kullanımına maruz kalan ODTÜ öğrencilerine sahip çıkan ve olayları kınayan öğretim üyelerinin “ne biçim” olduğu tartışılıyor (Vatan, 27.12.2012).

Dinden soğutmak 

Hatta ağaçlar yaşken eğiliyor. Mersin’de bir ilköğretim okulunda evrim teorisi anlatan beş öğretmene öğrencileri dinden soğuttukları suçlamasıyla görev yeri değiştirme ve maaş kesme cezası veriliyor (Cumhuriyet, 7.12.2005). Ankara Mamak’ta “İnsanlar maymundan mı geldi?” diye soran bir öğrencisini, evrim teorisini anlatarak cevaplayan bir öğretmen uyarı cezası alıyor (Radikal, 24.01.2011). İzmir Buca’daki bir ilköğretim okulunda görev yapan öğretmen hakkında müfredatta yer alan ‘mutasyon ve evrim teorisi’ dersini anlattığı için soruşturma açılıyor (Sol, 04.01.2013). “Laik devlet, kişi özgürlüğünden yanaysa, neden öğrencinin neye inandığıyla uğraşıyor?”

16 Ocak itibarıyla TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları’nın kitap satış arşivinde bulunan ve insanın evrimini bilimsel yönden inceleyen kitaplar, listeden tamamen çıkartıldı. TÜBİTAK’ın konu hakkında yayınladığı kitapların sayısı bire kadar düşmüş durumda. TÜBİTAK tarafından yapılan açıklama ile konunun tamamen yayın hakkı sözleşmelerinin yenilenmesi ve telif haklarıyla ilgili olduğu belirtildi. Bu ilk değil, “Darwin Yılı” vesilesiyle Bilim ve Teknik Dergisi’nin Darwin’e ayrılan kapağının, TÜBİTAK yönetim kurulu tarafından beğenilmeyerek son anda değiştirilmesi sonrasında da benzer mazeretler sıralanmıştı.

Diğer ülkelerde dağınık olarak bulunan bilim ve araştırma kaynakları, Türkiye ’de TÜBİTAK kontrolü altında toplanıyor. TÜBİTAK bilim ve araştırma kaynakları için en büyük yetkili kurum ve araştırmacılara sağlanan desteklerin çok büyük bir kısmının kontrolünü elinde tutuyor. Böyle bir kurumun bilimde seçiciliğe gitmesi, bilimin toptan reddedilmesinden bile daha korkutucu sonuçlar doğurabilir. Tarih, sadece bir grup insanın işine yarayan bilim çalışmalarına desteğinin yarattığı silinemez ve kayıpları geri getirilemez trajediler ile dolu. Türkiye girdiği bu yoldan, yakınken dönmeli.

Dilay Çelebi

* Doç. Dr., İTÜ

Radikal

Reklamlar