Eşek Arıları Gözümüzün Önünde Yeni Bir Türe Evrimleşiyor!

54_wasp06smjpg

Bilim insanları üç eşek arısı türünün üç yeni türe dönüşümünü gözlemleyerek hızlı evrimin işleyişine yakından tanık oldular. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) adlı dergide yayınlanan bir çalışmaya göre ekip, bir sirke sineği türündeki evrimsel değişimlerin, bu sirke sineğinin avcıları olan üç eşek arısı türünde bir dizi evrimsel değişimi tetiklediğini ortaya çıkardı.

Sonuç olarak, sirke sineğinin yanı sıra her bir eşek arısı türü de yeni bir tür ismiyle tanımlanacak raddede evrim geçirdi. Türleşme süreci yalnızca 160 yıl sürdü. Araştırma yeni yaşam biçimlerinin nasıl ortaya çıktığına ışık tutmakla kalmıyor, bunun ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini de gösteriyor. Araştırmanın yazarlarından biri olan Rice Üniversitesi’nde görevli evrimsel biyolog Scott Egan, konu hakkında şunları söylüyor:

“Evrimin milyonlarca yıllık bir süreçte meydana geldiğini düşünmeye eğilimliyiz. Bu araştırmada gördüğümüz şaşırtıcı olgu, muasır zamanda bile türlerin evrimleşebileceğidir.”

Türleşme genellikle bir türün bireyleri arasındaki biyolojik farklılıklar, bireylerin bir kısmının farklı bir ortamda yaşamasına imkân verdiğinde meydana gelmektedir. Bireylerin ortamda başarılı olmaları asıl havuzdan ayrışmaya sebep olur ve yeni bir tür doğar. Fakat bir grup canlıdaki böylesi bir türleşme bir başka grup canlıda türleşmeyi de tetikleyebilir mi? Bu son çalışma bunun gerçekleşebileceğini ispatlayan ilk örneklerden biri.

Kuzey Amerika’nın yerli sirke sineği Rhagoletis pomonella binlerce yıl boyunca beyazdiken (alıç) ağacının meyveleriyle beslendi. Ardından, 1850’lerde araştırmacılar, sineğin beyazdiken ağacına akraba olan elma ağacına sıçramış olduğunu keşfettiler. Rhagoletis iki ayrı türe bölünmüştü. Beyazdiken ağaçlarında yaşayanlar, örneğin, elma meyveleri ile beslenenlerden farklı zamanlarda ortaya çıkıyorlardı.

Rhagoletis üç eşek arısı türü tarafından avlanır. Sineğin larvaları meyvenin içinde yaşarlar. Eşek arıları yumurtalarını larvanın içine bırakırlar. Sinekler yumurtadan çıkar. Sonrasında eşek arıları da yumurtadan çıkarak, konakçıları olan sineği içten başlayarak mideye indirirler. Dr. Egan ve ekibinin keşfettiği ise, aslen sirke sineğinde meydana gelen türleşmenin, her bir eşek arısı türünde de türleşmeyi tetiklediğiydi.

Bilim insanları, PNAS çalışmasında beyazdikende yaşayan eşek arılarının elmada yaşayanlardan ne şekilde farklı hayat döngülerine sahip olduklarını ortaya koyuyorlar. Genetik yapılarının değişmesine ek olarak, davranışlarındaki farklılıklar fizyolojik değişimler de geçirdiklerine işaret ediyor. Sonuç olarak, üç eşek arısı türü, altı oluyor. En azından doğada, bunlar asla karşılaşıp çiftleşmezdiler.

“Ardışık türleşme” olarak adlandırılan bu sürecin yaygın mı yoksa ender mi bir evrim etmeni olduğu ise açık değil. Yine de, biyolojideki en büyük gizemlerden birinin açıklanmasına yardımı dokunabilir: Neden yaşam biçimlerinde fevkalade bir tür çeşitliliği mevcuttur? Neden, örneğin, gezegenimizde 30 milyon kadar böcek türü vardır? Bu çeşitlilik nasıl evrimleşmiştir?
Bu son çalışma ardışık türleşmenin bu sürece katkı sunmuş olabileceğini ileri sürüyor. Dr. Egan, konu hakkında şunları söylüyor:

“Yalnızca 160 yıllık bir süreçte türleşmeyi gözlemleyebildiğimiz gerçeği, doğada gördüğümüz hayret verici çeşitlilik ile tutarlılık gösteriyor; 160 yılda gerçekleşen bu türleşmeler milyonlarca yıldır sahne alıyor olabilir.”

PNAS makalesi Rice, Notre Dame Universitesi, Michigan Eyalet Üniversitesi, Iowa Universitesi ve Florida Üniversitesi araştırmacıları tarafından yayınlandı. Araştırmanın büyük bir kısmının yapıldığı Notre Dame’de bir doktora öğrencisi olan Glen Hood, çalışmanın başyazarıdır.

Çeviren: Uygar Onur (Evrim Ağacı Okuru)

Düzenleyen: Mert Karagözoğlu (Evrim Ağacı)

Kaynak: Wall Street Journal

Reklamlar